28 Ocak 2014 Salı

Feminizmi Veganizme Uygulamak: Feministler Neden Vegan Olmalı?


Basit bir şekilde  ifade etmek gerekirse, bir feminist türcü ve ikiyüzlü olmamak için vegan olmalıdır. Feminizmi veganizme doğrudan uygulamadan önce feminizmi neden hayvanlar için de uygulamak gerektiğine dair bazı kavramlardan kısaca bahsedeceğim.

Türcülük

Türcülük bugün toplumda sık görülen cinsiyet ayrımcılığına, ırkçılığa, heteroseksizme, yaşlılık karşıtlığına ve engelli karşıtlığı gibi bir çok –izme çok benziyor. Türcülük ve diğer –izmler arasında ve diğer bütün –izmler arasındaki tek fark; kimin ayrımcılığa uğradığı, kimin ayrımcılık yaptığıdır. Bu ayrımcılıkların hiç birisi kabul edilemez. Hepsi özellikle ön plana çıkartılıp o canlıya daha az önem atfetmek için bahane olarak kullanılan keyfi bir takım niteliklere dayanıyor.

Türcülüğü daha iyi ifade etmek için size türcülük terimini ilk kez kullanan kişi olan Dr. Richard Ryder’ın websitesinden bir özet sunacağım:

“Türcülük, Dr. Richard Ryder tarafından 1970 yılında ilk kez kullanılan bir terimdir. Bu terim insan türünün özde diğer bütün türlerden üstün olduğu ve bu sebeple his ve duygu sahibi olan öteki hayvanların talep edemediği hak ve ayrıcalıklara sahip olduğu şeklindeki son derece yaygın bir inançtır.’Türcülük’ ayrıca bu tür bir inanışla bağlantısı olan gaddarlıkları, baskıcı davranışları, önyargı ve ayrımcılıkları ifade etmek için de kullanılabilir. Daha dar bir anlamda türcülük eğer sadece tür farklılığına dayanıyorsa bu farklılıkların kendi içinde bir meşruluk sağladığı şeklindeki inanç ve davranışlara işaret edebilir.”

“Ryder; terimi hayvanların araştırma, çiftçilik gibi pratiklerde sömürülmesine ahlâki bir meydan okuma olarak kasıtlı bir şekilde kullandı, bilinçli olarak ırkçılık ve cinsiyet ayrımcılığı ile arasında paraleller çizdi. Ryder bütün bu tür önyargıların ahlâken hiçbir bağlayıcılığı olmayan fiziksel farklara dayandırıldığını söylemişti. Ona göre  Darwinizm’in moral anlamı, insan dahil bütün his ve duygu sahibi hayvanların benzer bir moral statüye sahip olması gerektiğine işaret ediyordu.”

Türcülükten söz ederken hayvanların yasal eşitlikten çok özgür olmak anlamında eşitliğinden söz ediyorum. Tipik hayvan hakları karşıtlarının söylediği gibi kedi ve  köpeklerin oy kullanma hakkına sahip olmasından bahsetmiyoruz. Benzer ama farklı bir şekilde önem atfedilmelerinden söz ediyoruz. Bunun anlamı şu: hayvanların bizimki gibi bazı hakları olabilir ve hatta gerekirse bizim sahip olmadığımız hakları da olabilir (çünkü bu haklar insanlara uygulanamayan haklar olabilir). Hayvan hakları hareketi özellikle bütün hayvanların artık bir eşya/mülk/meta konumundan çıkarılmasını istiyor. Şu anda bu legal yasaya sahip olan tek tür insan.

Bütün hayvan hakları argümanlarının temelinde genellikle hayvanların bir insan gibi düşünülmesi gerektiği düşüncesi vardır. Türcülüğün söylediği gibi hayvanları insan yapmayan nitelikler nesnel nitelikler değildir. Bu kelimenin altını çiziyorum çünkü feminizmi hayvanlara uyarladığımızda çok önemli olacak. Olup biten herşey; yaşayan, nefes alan, his ve duyguları olan ve bir vücudun içinde varolan ve genel olarak ne olup bittiğini anlama kabiliyeti olmayan bir kişinin başına gelmektedir.

Hayvanlar insan gibi düşünüldüğü için (düşünülmesi gerektiği için), bir çok feminist alıntıyı onlara uygulayabilir ve öznenin sadece bir kadın insan yerine cinsiyetsiz bir canlı, erkek, ya da kadın, inek, kedi, domuz, tavuk ya da herhangi bir hayvan olarak düşünebiliriz.

Bir örnek verelim. Belki en iyi örnek bu değildir, ama bu hafta okuduğum kitapta gördüm, oldukça basit. Bütün feminist metinlerle yapabilirsiniz. Aşağıdaki alıntı “Yeni Doğmuş Kadın”, sayfa 70’den. Cixous karakteri insanların kullanıp yediği hayvanlardan söz ediyormuş gibi okuyun.

“Dört ya da beş yaşlarındayım ve sokaklarda ilk gördüğüm şey dünyanın ikiye bölünmüş olduğu, hiyerarşik olarak organize edildiği ve bu dağılımı da şiddet aracılığıyla devam ettirdiği. Dilenenler, açlıktan, acıdan, çaresizlikten ölenler olduğu kadar zenginlikten ve kibirden ölenler de var… midelerini dolduranlar. Ezenler ve aşağılayanlar. Öldürenler. Çalınmış bir ülkede ruh gözleri çıkarılmış  gibi dolaşanlar. Başkalarının da yaşadığını görmeksizin.”

Cioux burada Cezayirlilere Fransızların uyguladığı şiddetten söz ediyor ve bu şiddet tarihsel, sembolik, ve fiziksel olarak insanların hayvanlara uyguladığı şiddete çok çok benziyor. Tamamen aynı şey değil elbette. Gerekçeler farklı. Sonuçlar farklı. En büyük fark insanların hayvan ızdırabının hemen insanların acılarına benzetilmesine itiraz etmemize neden olan şeylerden hiç biri değil. En büyük fark hayvanlar söz konusu olduğunda hepimizin suçlu olması. Ezenler biziz, suçlu olan biziz, istismar eden biziz. Bugüne dek her gün yaptık bunları ve yapmaya devam ediyoruz…kendime şunu sormadan edemiyorum…bunu hangi feminist kabul edebilir ki?

Bütün feministler kurtulmamız gereken bir baskı çeşiti olduğu fikrinde birleşebiliriz. Çoğumuz olduğumuz gibi doğduğumuz için, kim olmak istediğimizi şeçtiğimiz için baskı gördük, görüyoruz. Bu sebeple baskı yapan olma kapasitemizi çoğu kez reddediyoruz, ama en azından kurban olma durumumuz baskı altında olmanın, ezilmenin ne demek olduğunu anlamamıza yardımcı olmalı. Daha iyisini yapmalıyız. Ne kadar acı verdiğini bilmeli ve bu acıdaki yerimizi reddetmeliyiz. İnsanın ayrıcalığının bir bedeli olduğunu ve başkalarının bu bedeli ödediğini biliyoruz. Hayvanları kullandığımız zaman halâ ahlâklıymışız havası yaratabilmek için başkalarını değersizleştiriyoruz; çünkü eğer onları değersizleştirmezsek mesela inekleri bir insan gibi görürsek o zaman hayvanlara bunu asla yapamayız.

Feministler aşağıdaki bahanelerin hayvanların baskı altına alınmasına hizmet eden önce başka baskı biçimlerini meşrulaştırmak için kullanıldığının farkındadır:

Onlar zeki değil (cinsiyet ayrımcıları)

Toplumumuzun hayatta kalması için onlara ihtiyacımız var (ırkçılar)

Onlar sadece bizim işimize yarıyor başka bir faydaları yok (ırkçılar)

Doğal olan budur (cinsiyet ayrımcıları ve heteroseksistler)

Kendilerini savunsunlar (yaşlı ve engelli karşıtları)

Akıl sahibi değiller (engelli karşıtları /cinsiyet ayrımcıları)

Onları korumamız lâzım ama bunu yapabilmek için onlara sahip olmamız gerek (ırkçılar)

Önceden buna hoşgörü göstermemiştik; şimdi de göstermemeliyiz. Gary Francione’ın sözleriyle söylememiz gerekirse:

“Eğer vegan değilseniz, lütfen vegan olun. Hem sağlığınız hem de çevre için daha iyi, ve daha önemlisi, ahlâken de yapılması gereken şey, bu.”



Feminizmi Veganizme Uygulamak: Feministler Neden Vegan Olmalı? (vegan feminist’ten çeviren Cem)


Kaynak: http://hayvanozgurlugucevirileri.com/2013/02/06/feminizmi-veganizme-uygulamak-feministler-neden-vegan-olmali/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder